Etiket arşivi: siber-punk

12773641

Çeviri: Taylan Taftaf

Burası OASIS. Buradan çıkış yok.

Yıl 2045 ve dünya çok çirkin bir yer.
Uygarlıkları felce uğratan enerji krizi, tam anlamıyla felakete dönüşen iklim değişikliği, kıtlık, yoksulluk, bulaşıcı hastalıklar ve geriye kalan son kaynaklar için süren nükleer savaşlarla cehenneme dönen bir dünya… Ve bu dünyada yaşamak zorunda olan tüm talihsiz insanlar gibi, henüz on sekiz yaşındaki Wade Watts da uyanık olduğu zamanın neredeyse tamamını bir simulasyonun içerisinde geçiriyor.
İstediğiniz kişi olabileceğiniz, istediğiniz yerde yaşayabileceğiniz ve istediğiniz şeyleri yapabileceğiniz bir yer olan, insanlığın son vahası, sanal dünya OASIS’te.
Ve bir gün OASIS’in yaratıcısı James Halliday ölüyor. Arkasında bıraktığı milyonlarca dolarlık bir servetle. Ancak bir sorun var. Ortada bir varis yok.
James Halliday bütün mirasını tek bir kişiye bıraktı. Yarattığı devasa sanal dünya OASIS içinde sakladığı üç anahtarı bulacak olan kişiye.
İşte dünya çapındaki kıran kırana mücadele böyle başladı. Ve
anahtara giden ilk ipucunu Wade Watts buldu.
Hazır mısınız?

Uzun uzun yazmak istemiyorum. Hakkında söylenebilecek çok bir şeyde yok. Kitap boyunca 80’lerin kültür bombardımanına maruz kalıyorsunuz. Her oyuncu arkadaş -bende dahil- gerçek zamanlı etkileşime sahip simülasyon hayallerine sahiptir. Yazar bunu kullanarak “distopik” bir gelecekte genç bir “gamer”ın başından geçen maceraları anlatıyor.

Hızlı akan bir anlatıma sahip, referanslarını ise pek havada bırakmayan şekilde vermiş. Eğer 80’lerde yaşamadıysanız Wikipedia bir başka ekranda açık olsa daha iyi olur. Hikaye ise bir çok tesadüfler, “deus ex machina” denilecek anlar ile dolu olduğu için zayıf, karakterlerle ise bağ kurulacak bir yan yok.

Kitap nostalji bombardımanına tutmasa ve bir çok insan -bende dahil- eskiye olan hayranlığa sahip olmasa bu derece tutulan bir kitap olmazdı diye düşünüyorum. Sonuç olarak bir 90’lar çocuğu olarak pek beğenmedim.

Elmas Çağı & Neal Stephenson

16093521

Çeviri: Sibel Hacıoğlu

Hugo ve Locus ödüllerini alması bir yana Stephenson BK dünyasına; nanoteknolojinin hüküm sürdüğü bir gelecek yapılanmasına sosyal sınıf, etnisite ve sunizeka’nın doğası etrafında yepyeni bir terminoloji ile girerken Cyber-Punk’ın ötesine geçerek Post -CyberPunk’ı başlatıyor. Stephenson’un matematik, teknoloji, felsefe ve bilimi edebiyatlaştırdığı noktada okuruna Quentin Tarantino tadı vermekten de geri durmuyor!

Aşağı yukarı bir yıla yakın rafta bekledi. Elime aldığımda okuduğum bir başka kitaptan sıkılmıştım, kaçacak delik arayan bir fare gibi ilk 200-250 sayfası yırtarcasına okudum. En sonunda da okuduğuma pişman olmadım, diyelim.

Stephenson, Victorian (Duygularını baskılayan, çok çalışan, disiplinli denilebilir.) dönemini geçmişten alıp, günümüzden daha ilerde nanoteknoloji ile insanların nesneleri üretmek yerine “Feed” denilen bağlantıdan elde ettikleri (cyberpunk) ile birleştiriyor. Kısacası cyber-steampunk diyebileceğim bir türe giren bir kitap olmuş.

Karakterleri bol olan bir kitap diyebilirim. Birkaç ana karakterin yanında hikayeleri üzerinde daha fazla durulabileceğine inandığım ama sonunda sayfa kalınlığı yüzünden iyi ki üzerilerinde durmamış diye düşündüğüm yan karakterler vardı. Kitap boyunca bazı girip çıkan karakterler var. Bu karakterlerin kimisine ne olduğunu kesin hatları ile öğrenebiliyoruz. Bazısı da sanki hikayede bahsedilmeye artık gerek görülmemiş, unutulmuşlar gibilerdi. Bu hem rahatsız edici hemde o kısımları neden okuduğuma dair anlam veremediğim için bende hayal kırıklığı yarattı. Yine de dediğim gibi karakter bakımından bol ama bunları anlatmak bakımından zayıf bir kitap olmuş.

Kurulan evren neredeyse kusursuzdu. Kompleks bir yapıya sahip olmasının yanı sıra birçok farklı alt kültüre sahipti. Bu kültürlerden kastım, Stephenson’un kabile dediği ve aynı kültüre sahip olan farklı ırktan insanların bir araya gelmesi ile oluşmuş topluluklardı. Bu gruplar, insanların kişiliklerinin belirlenmesinde, kültürün oynadığı rolü anlamak bakımından önemliydi. Irkları attığımız zaman ve farklı milliyetlere sahip olan bireyleri süregelen bir kültürel toplum içerisine koyduğumuz vakit, kişiliklerin, dünya görüşlerinin, ahlaklarının vs. girdikleri kültür ile alakalı olduğunu görebilir; atalardan gelen genetik bağlamların bu soyut kavramlar üzerinde elle tutulur bir katkısı olmadığını görebiliyoruz. Hikayenin gidişatı bakımından bu kısım bence önemliydi.

Kitapta oldukça ilginç olan bir diğer nokta ise; “Resimli Okuma Kitabı” olarak çevrilen nesneydi. Bu nesnenin eğitim düzeyinde kişide meydana getireceği farklı tepkileri görmek açısından hikaye boyunca kitaba sahip olan karakterlerin çizdikleri yollar oldukça ilgi çekiciydi. Her ne kadar kişinin karşısında bulunan ile kurabileceği bir bağın (insan kaynaklı duygusal bir bağdan bahsedersek.) eğitimini şekillendirmesi açısından önemli olduğunu anlayabiliyoruz. Böylece bu tarz iyileştirici teknolojilerin insanların eğitiminde ana unsur olarak kullanılması yerine sadece bir araç olarak kullanılması fikrini de elde edebiliriz.

Sözlerimi bağlamam gerekirse, okunmasını şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap. Birçok fikir, yaratıcı yenilik sunuyor. Hikayenin son kısımlarının sığ olması ve karakterler bakımından zayıf olması eksi olarak düşünülse bile “dünya kurgusu”, hikaye akışı bakımından tatmin edici bir eserdi.

Appleseed (Masamune Shirow)

Appleseed

Bilim Kurgu, Shounen, Aksiyon, Mecha

“Man of Wisdom”

   Üçüncü Dünya Savaşı bitmişti. Artık askersiz ve terk edilmiş şehirlerinde diğer adı ile “Badside”da dolanan Deunan ve sayborg partneri Briareos ıssız ve tekin olmayan yerlerde yaşamaya çalışıyorlar. Olympus adı verilen ütopik bir şehre getirildiklerinde polis gücüne katılıyorlar. Lakin bu esrin devam edebilmesi için ütopyanın kusursuz olmaması aynı zamanda çirkin politik oyunlar ve karanlık güçlerin devrede olması lazım, değil mi?
   Musashi Siriow reis daha çok Ghost in the Shell ile bilinir. Benim gözümde cyber-punk türünün manga ilahıdır. Bu türü seviyorsanız Shriow’u duyamamış olmanız ise sizin ayıbınızdır, benden söylemesi. Seiri için eski veya yeni filmleri veya ovaları izlemedim. Oyunları oynamdım. Nasıldır, bilmem. Hoş, zaten bu yazının amacı size mangadan bahsetmek, animelerden veya oyunlardan değil. Eğer filmi izlediyseniz veya ovayı takip ettiyseniz, bir de mangayı okursanız harika olur.
2. Sayfa spoiler içerir.