Etiket arşivi: Savaş

Bitmeyen Savaş (Bitmeyen Savaş #1) & Joe Haldeman

Çeviri: Ardan Tüzünsoy

Er William Mandella, kendisine rağmen bir kahramandır, istemediği halde seçkin askerlerden oluşan özel bölüğe alınır ve binlerce yıl uzaktaki bir savaşta çarpışmak üzere zaman ve uzayda fırlatılır. Asla savaşa gitmek istememişti. Yine de görevini kin tutmadan yerine getirir, yaşadığı sürece rütbesi yükselir. Döndüğünde Dünya’yı bıraktığı gibi bulamaz… Uzay yolculuğundaki zaman genişlemesinden ötürü, Mandella aylarla yaşlanırken dünya yüzyıllarla yaşlanır… Vietnam’da savaşmış bir bilimkurgucunun geçmişle geleceği kaynaştıran romanı.

Resim: Joe Haldeman

Resim: Joe Haldeman

Bitmeyen savaş, iki ırkın birbiri ile iletişim kuramamasından dolayı görelilik ile yüzyıllarca savaşmasını anlatıyor.

Haldeman’ın kendisi bir savaş gazisi ve kitabında bu savaş boyunca kafasından geçenleri, hissettiklerini zaman üzerindeki oynamalarla konu edindiği Mandella’nın dünya dışı bir ırka karşı savaşması üzerinden aktarıyor. Bunu yaparken aslında dünyadaki savaşların ardında yatan temel neden olan ekonomiden ve savaşın insanlara, toplumlara ve ahlaka neler yaptığı üzerine fikirler sunuyor.

Mandella iyi bir karakter, tüm savaşı onun gözünden izlemek, nedenlerini ve askeri yapı üzerine düşünceleri ile de okuması zevkli bir karakter. Kitap askerliği tüm yönleri ile ele alıyor. Eğitim, sıcak temas, çatışmayı bekleme, geri dönüş, uyum sağlayamama, yeniden deneme, gazi olmak, rütbe yükselmesi vs. Böylece bir askerin eğitime alındığı ilk andan son anına kadar düşündüklerini, yaşadıklarını okuma şansına eriyoruz. Haldeman bir röportajında aslında kitabının savaş-karşıtı ama askerlik karşıtı bir kitap olmadığını söylüyor. Askerlerin kariyerleri boyunca yaşadıkları travmalar üzerine yazılmış eserlerden biri olduğu da su götürmez bir gerçek.

Kitap boyunca zaman atlamaları dolayısıyla yer yer kafam bulandı ama kendimi hikayenin sahip olduğu ilginç aksiyona bıraktığımda bu da pek sorun olmadı. Sıkmayan ve devam konusunda sıkıntılı olmayan bir hikayesi var.

Bitmeyen savaş yabancılaşma ve sosyal gözlemler adına üst seviye bir kitaptı. Bunun yanı sıra yazıldığı yıl itibari ile ele alınması zor bir konu olan homoseksüel bireyleri konu edinmesi ve bunu doğum kontrolü için bir önlem olarak düşünmesi -heteroseksüelliğin iyileştirilebilir olması- ise cesurca ama zorlama bir hamleydi diye düşünüyorum. Haldeman aslında eşcinselliği Mandela’nın izole olduğunu ve koca bir grupta farklı tek birey olmasını daha iyi anlatmak için kullandığını ifade ediyor. Bu gözle bakarsanız aslında insanların bulundukları gruptan farklı olması ve bunun tedavi edilebilir bir hastalık olarak görülmesi oldukça ilginç bir mecaz kullanımıydı.

Savaşın anlamsızlığını, pasifist olmasına rağmen, ülkesinde uzakta, yabancı topraklara savaşması için gönderilen ve geri dönen bir gaziden daha iyi kim anlatabilir. Üstelik bunu yaparken bilimkurgu ile bu fikirlerini birleştiriyor. Okuru da boğmayacak bir eser olan Bitmeyen Savaş, kesinlikle okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.

Resim: badbrushart.deviantart.com/

Resim: badbrushart.deviantart.com/

Mezbaha No.5 & Kurt Vonnegut

Çeviri: M. Barlas Çevikus

Kurt Vonnegut’un İkinci Dünya Savaşı sırasındaki deneyimlerinin benzersiz bir dökümü Mezbaha No. 5. Dresden bombardımanını yaşayan üniü yazar, savaşın anlamsızlığını birçok yazınsal türün iç içe geçtiği bu kıyametsi anlatıda öykülüyor. Kitabın başkişisi Billy Pilgrim’in boşlukta süzülen yaşamı, savaşın anlamsızlığının ve ölçüsüzlüğünün metaforik bir anlatımı. Billy’nin zamanda yolculuğuyla katmanlar arasındaki geçişleri iyiden iyiye belirsiz kılan Vonnegut, insan eliyle yaratılmış bu benzersiz felaketi insan uygarlığının tüm kazanımlarıyla boy ölçüştürdüğü alegorik bir karşı söylence yaratıyor. Vonnegut’un aşağı yukarı tüm yapıtlarında kurmaca bir kişinin benliği altına gizlediği kendi varlığı Mezbaha No. 5’te de o gizemli kişilik göçünün tüm parıltısını yayıyor.

Kurt Vonnegut

Kurt Vonnegut

Savaş görüp geçirmemiş bir insanın onun hakkında atıp tutması bana çok bayat geliyor. İzlediğim bir anime olan One Piece’in karakterlerinden olan Donquixote Doflamingo’nun söylediği bir söz aslında büyürken şahit olduklarımızın hayatımızın geri kalanı için nasıl bir temel etkisi gördüğünü anlamak adına oldukça vurucu bir alıntıydı.

“Pirates are evil? The Marines are righteous? These terms have always changed throughout the course of history! Kids who have never seen peace and kids who have never seen war have different values! Those who stand at the top determine what’s wrong and what’s right! This very place is neutral ground! Justice will prevail, you say? But of course it will! Whoever wins this war becomes justice!”

Yıllarca savaşları hep tek taraflı dinledik, öğrendik, çalıştık. Hiçbir zaman karşı tarafın nedenleri üzerine yüzeysel olmayan bir düşünce geliştirmedik. Birileri bize yanlış ve doğruyu anlattı ve çocuk beyinlerimiz sorgulamadan bunları kabullendi. Sorgulayanlarımız olmadık ithamlara maruz kaldılar. Doğumumuzdan neredeyse 50-100 yıl önce meydana gelmiş savaşların düşmanlıklarını, aşağılanmalarını bilinçaltımıza yerleşti ve ne zaman silkelenmeye kalksak “Dur arkadaş!” tepkileriyle karşılaştık. Ben yine lafı olmadık yerlere götürüp, uzattım. Kısacası savaş kötüdür, birilerini öldürmenin haklı yoluna arayan ve bunu kendisinin ve toplumun gözünde haklılaştıran bireylerden olmayın.

Pekala, Vonnegut 23 yaşında insanlık tarihinin en karanlık olaylarından biri olan II. Dünya Savaşı’na katılmış, Almanlar tarafından esir alınmış, Dresden’in bombalanmasına sahiş olmuştur. Tıpkı kurgu ile gerçeğin farklı bir ahenkle bir araya geldiği romanının ana kahramanı Billy Pilgrim gibi.

Zaman içerisinde bir ileri bir geri şeklinde atlamalar yaşayan Billy’nin hikayesini Vonnegut’un eşsiz hikaye anlatım yeteneği ile birleştirerek bize üçüncü sayfa haberleri gibi trajikomik bir hikaye şeklinde anlatıyor. Kült bir kahraman ve kült bir hikaye olan Mezbaha No:5 okuması akıcı, hüznün ve komedinin bir arada olduğu bir romandı. Vonnegut’un okuduğum ilk romanı olmasına rağmen diğer eserleri için sabırsızlanmama neden oldu.