Etiket arşivi: R. Daneel Olivaw

Kurtarıcı (Robots and Empire) & Isaac Asimov

Temmuz 28, 1982 (Arthur Newman)

Robot serisinin son kitabı olan Kurtarıcı (Robots and Empire) Arzlı dedektif, Baley öldükten 160 yıl sonrada geçmekte ve Robot serisi ile Asimov’un diğer eserlerini bağlayıcı bir nitelikte sayılabilir.

“Göçmenler ve Uzaycılar arasındaki soğuk savaş devam etmektedir. Göçmenlerin güçlenmesi ile ve her zaman Arz’ın galaksiye açılmasını savunan ve en büyük destekçilerden biri olan Han Falstofe’nin ölümü ile ipler gerilmiştir. Daneel ve Giskard, Gladia’ya hizmet etmekte ve dostları Elijah’ın onlara verdiği görevi yerine getirmektedirler. Ama göçmenlere karşı var olan bir kriz zamanı gelmiş ve Giskard ile Daniel “Üç Kural” ile mücadele ederek bu krizi önlemeye çalışmaktadırlar.”

Diğer dört kitabın aksine bu romanda bir cinayet veya ona benzer bir şey işlenmiyor. Göçmenler güçlenmekte ve her geçen gün galaksiye yayılmaya devam ederken, “Uzaycılar” ise ellerinde tuttukları 50 gezegenin birini esrarengiz bir biçimde kaybetmişlerdir. The Naked Sun kitabının konu aldığı cinayetin işlendiği gezegen Solaria üzerinde yaşayanlar tarafından terkedilmiştir. Göçmen tüccarlar bunu fırsat bilip, robotları “Uzaycılar”a satmak için Solaria’ya gitmiş ama gemileri ve mürettebatları esrarengiz bir biçimde parçalanmış, hayatlarını kaybetmişlerdir. D.G. veya Dege –Baley-dünyasından bir göçmen-Aurora’ya gelip koca galakside hayatta ve nerde olduğu bilinen tek Solarialı olan Gladia’yı da alıp gezegene gitmek ister.

Giskard ve Daneel ise bu arada felsefik ve üç-kuralın yetersiz kaldığı bir çıkmaza gireceklerdir. Robotlar tüm insanlık için, tek bir insana zarar verebilirler mi? Bu tartışma tüm kitap boyunca bir alt metin olarak devam ediyor. Daneel bunu çözebilmesine rağmen Giskard ise böyle bir düşüncenin çevresinden dolaşmak olarak düşünelebiliecek bir biçimde çözümlüyor.

Robotların ana kahraman olduğu bu kitapta pekte karakter gelişiminden bahsetmek istemiyorum. Akılda kalıcılığı ve kalitesi düşük olan Gladia ve Dege arasındaki ilişkinin ise nasıl başladığına dair hiçbir fikre sahip değilim. Ayrıca enseste çok yeni bir boyutta getiriyor. Son söz olarak, Kurtarıcı diğer kitapların yanında biraz daha sönük kalıyor. Nedeni ise geçiş kitabı olduğunu için diye düşünüyorum.

Reklamlar

Şafağın Robotları (Robots of Dawn) & Isaac Asimov

Temmuz 28, 1982 (Arthur Newman)

Gelelim, robot serisin 3. kitabı olan Asimov’un Şafağın Robotları(The Robots of Dawn) eseri üzerine naçizane karalamalarıma. Baley ve onun Arz hakkında düşüncelerinin tam anlamıyla şekillendiği kitaptı.

İkinci kitap gibi yine bir “Uzaycı” dünyasına çağrılan dedektif Elijah, bu defa canlı olmayan bir nesnesin -bir robotun- cinayetini veya doğru tabirle çalışmaz hale getirilmesini incelemek için Aurora gezegenine çağrılmaktadır. Bu olağanüstü olayı çözerek Arz’ın tarafında kalmayı seçen siyasetçiyi kurtarmalıdır. Arz ve üzerindeki insanların kaderi Elijah’ın omuzlarındadır.

Arzlılar yeryüzünde kalmayı seçtikçe yok olmaya adım adım yaklaşacaklarını gören bir dedektifin bu fikri kabullenmesini okuduğum bir romandı. Romanın açılışında Elijah’ı Dışarıda bir ağacın altında dinlenirken buluyoruz. Yıllardır “Çelik Mağaralar”dan çıkmamış bir insan için bunun yıkıcı etkilerini okuyabiliyoruz. Yılların biriktirdiği tabuları yıkmak için gösterilen gayret kitabın odaklandığı bir noktaydı.

Tüm seri boyunca “Uzaycılar” ve “Arzlıların” birbirlerinden çok farklı olan düşünce, ahlak sistemlerinin Baley üzerindeki gölgelerini okurken, aslında çok da uzağa bakmaya gerek yok, diye düşünüyorum. Ayrı kıtalarda, ayrı ülkelerde, ayrı şehirlerde hatta ayrı evlerde yaşayan insanların birbirlerine karşı olan tutumları ve negatif etkiyi aşmak için gereken çabanının miktarı Elijah ile empati kurmayı kolaylaştırıyor. Basitçe iki kelimeye indirgersek bu duruma “kültür şoku”da denilebilir diye düşünüyorum.

Bir diğer ilgimi ve dikkatimi çeken kısım ise robotların insanların için öneminin ve insan toplumu adına yaptıklarının büyüklüğüydü. İnsan mantığının genelde kötü yönde çalışması nedeniyle, bizim ürettiğimiz makinelerin, canlı varlıkları benzeyerek bizi yok etmeye çalıştığını öngeren bir çok film, dizi, kitap vardır. “Üç Kural”ın yardımı ile sürekli insanları fiziksel etkiden koruyan ve gözeten robotlar, psikolij etkilere karşı ne yapabilir ki? Lafı fazla uzatmadan…

Genel itibarı ile Şafağın Robotları(The Robots of Dawn) Baley karakterinin üzerinde diğer kitapta meydana gelen vaya altyapısı kurulan değişikliklerin gelişmesi ve sonuçları bakımından oldukça doyurucu bir kitap. Bence serinin en iyisi değil, yinede hoşlanılası bir kitaptı.

Güneşin Tanrıları (Naked Sun) & Isaac Asimov

Temmuz 28, 1982 (Arthur Newman)

Gelelim, Robot serisinden veya Elijah Bailey serisinden okuduğum ikinci roman olan Güneşin Tanrıları (Naked Sun) ve Asimov’un “Uzaycılar”ı üzerine kısa düşüncelerime…Serinin ilk kitabı hakkında yazı için tıklayın.

Baley, Olivaw ile beraber uzaycıların yerleşik olduğu, cinayet işlemenin pratik olarak imkansız olduğunun düşünüldüğü bir gezegende işlenen cinayeti araştırmaktır. Bu araştırmayı yaptığı gezegen olan Solari’da “”Uzaycılar”ın ilginç davranışlarına şahit olacak ve heryerde “3 Kural”ın pozitronik beyinlerine deprem geçirttiği robotlarla tanışacaktır.

Altın Kitaplar

Altın Kitaplar

Asimov’un kurduğu “Uzaycı” gezegenin davranışları, tabuları, yaşam tarzı bana göre insan kültürüne pek uygun değil. Yine de yıllarca süren izalosyon, insanların refah duygusu için feda ettikleri anlaşılabilir olsalar dahi bu kadar ekstrem noktalara ulaşacaklarını düşünmüyorum. Fakat gelecek ne gösterir, bilemem!

Romanın bence zayıf kaldığı kısım, pek okumadığım polisiye türünün hoşuma gitmeyen bir özelliği gibi dedektifin veya gizemi çözen kimsenin sanki tek bir çizgi üzerinde yürüyormuş hissini vermesiydi.. Yine de gizem çokta bariz değildi, hikaye ise ilk kitabın aksine şaşırtmacalara sahipti.  Polisiye bakımından serinin en iyi kitabı olduğunu düşünüyorum.

Kahramanın kendi küçüklüğünden beri duygusal olarak şartlandığı ve “ona” göre gayet doğal gelen davranışlara “Uzaycılar”ın tepkisini okumak oldukça eğlenceliydi.  Asimov roman boyunca karakterlerde ki değişimi ustalıkla anlatıyor. Hayatını dağda bayırda geçirenler olarak “Çelik Mağaralar”da yaşayanlar ile empati kurmak zor. Daha önce güneşi görmemiş, rüzgarı hissetmemiş, çimende veya toprakta yürümemiş biri ile bağ kurmak ise oldukça zor. Ana karakterin fikirlerine ve hislerine karşı sade ve anlaşabilir bir anlatım sayesinde bana bu kadar uzak bir durum hakkında yeterli kavrayışı geliştirdiğimi düşünüyorum. Ayrıca,  ben bu yazıları yazdığımda tüm seriyi okumuş olduğum için Baley’de ki en büyük değişimin yaşandığı kitap olduğunu da söyleyebilirim.

Güneşin Tanrıları (Naked Sun)  ilk kitap kadar iyi bulmasamda devam kitabı ve geçtiği çevre bakımından ilginç olması ile seriyi devam açısından iyi bir kitaptı. Son söz, kitabın adı neden Güneşin Tanrıları çözemedim.

Ve bir alıntı:

“…sıradan bir insan toplumunda her zaman sosyal sürtüşmeler olur. Toplumda bir devrimi veya bir ayaklanmayı önleme çabası ya da böyle bir hareket başladıktan sonra bunu bastırmaya çalışmak pek çok acıya yol açar. Tarih böyle olaylarla doludur.”

Serinin ilk kitabı için:

Robot Serisi #1 – Çelik Mağaralar(Caves of Steel)

Çelik Mağaralar(Caves of Steel) & Isaac Asimov

Temmuz 28, 1982 (Arthur Newman)

Asimov’un kim olduğu hakkında bir şeyler yazmama gerek var mı? Sanırım, bu yazıya gelene kadar o aşamaları geçmiş olmanız gerekir.

Asimov’un “Ben, Robot!” kitabından veya hikayesinden -ne diyorsanız, artık- okuduğum ikinci roman olmasının yanı sıra büyük olasıkla, balık hafızam beni yanıltmıyorsa ilk bilim-kurgu polisiye romanda olabilir. Bir çok bk-polisiye dizi, film, manga, çizgi roman vs. izledim, okudum. Ama ilk kez okuduğum bir kitap bu kadar bilim kurgunun temel öğelerini kullanıp aynı zamanda bir polis araştırmasını konu alıyor.

Asimov, yeryüzünde yaşayan insanların, kendileri fanus tipi şehirlere hapsettikleri (Caves of Steel), büyüyen nüfusun bir sorun teşkil ettiği bir dünya yazarken, dış uzayda yaşayan, nüfus artımını kontrol altına almış, ekonomik olarak zengin olan bir grup olan “Uzaycılar” ile etkileşimlerine giriş yapıyor. Bir cinayet olayı vasıtasıyla Elijah Bailey’i ve R. Daneel Olivaw’ı tanıtıyor. İki grubun ayrı üyeleri üzerinden bir cinayet soruşturmasını yürütürken, politika, teknoloji, felsefe üzerine farklılıklarını veya benzerliklerini gösteriyor. Tabii bu arada cinayeti de çözümlüyorlar.

Baskan Bilim Kurgu Serisi-6

Baskan Bilim Kurgu Serisi-6

Bilim kurgu yazmanın zor olduğunu düşünürüm. İnsanları, icad edilmemiş nesnelere veya değiştirilmiş, uzay veya kolonize ortama adapte edilmiş soyut düşüncelere de inandırmanız gereken bir yazım türüdür. Bir film veya manga görselliği ile inanç seviyesini biraz daha üst tarafa çekebilirken, yazılı bir eser her daim  okuyucunun beyninde canlandırması gereken ayrıntılara da vakıf olmalıdır. Asimov bir bilim adamı olmasına rağmen karmaşık düşünceleri basite indirgeyerek, sadelikle ve anlaşılabilirlikle okuyucuya aktarabilen bir yazar.

Çelik Mağaralar (Caves of Steel) kesinlikle verdiğim zamana değer bir eser oldu. Polisiye olarak üst seviye olmamasına rağmen, -en azından katili tahmin etmek kolay gelmişti.- kitabın devamını okumak adına herhangi bir negatif etkiside yoktu.

Ve bir alıntı:

“Sistemimiz ve birkaç ayrıntı dışında, biz özel bir görevle yaratılmış hayvanlar değiliz. Bay Baley. Birbirine zıt birçok işi oldukça başarılı bir biçimde yapabilecek bir makine istiyorsanız, insan biçimini kopya etmekten daha iyi bir yol bulamazsınız. Zaten bütün teknolojimiz de insan biçimine göre geliştirilmiştir. Örneğin, bir otomobili alalım. Bunun kontrolleri belirli boyda insan elleri ve ayakları tarafından kolayca tutulacak ya da kullanılacak biçimde yapılmıştır. Bu eller ve ayaklar belirli boyda olan ve belirli biçimde eklemleri bulunan kollar ve bacaklarla gövdeye bağlanmıştır. Sandalyeler ve masalar ya da çatallar ve bıçaklar gibi en basit cisimler bile insan vücudunun çalışma biçimine ve ölçeklerine göre yapılır. Robotların yapımında insan biçimini kopya etmek, aletlerimizin temelindeki felsefeyi tümüyle değiştirmekten çok daha kolaydır.”