Etiket arşivi: Fantastik Edebiyat

Anansi Çocukları & Neil Gaiman

18161057

Çeviri: Murat Özbank

Her şey Şişko Charlie’nin, ölen babasının aslında bir tanrı olduğunu öğrenmesiyle başlar. Bu yetmezmiş gibi Şişko Charlie, Örümcek adında gizemli bir kardeşi olduğunu da öğrenir. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır; insanlar için de, tanrılar için de…

Gaiman’ın yazmış olduğu çoğu romanı okudum. Tarzına ve anlatım stiline alışkın olduğumu söyleyebilirim. Fakat Anansi Çocukları’nda Gaiman’ın o bilindik stilinden uzak bir hava vardı. Eğlenceli ve okurken yer yer tebessüm ettiren bir kitaptı. Fakat serinin ilk kitabı olan Amerikan Tanrıları “king size tadelle” iken Anansi Çocukları “bir parça tadelle” gibiydi. Daha tamamlanmış ve kompleks bir romanın devamı niteliğinde reklamı yapılan bir eserin selefi ile aynı tarzda ve tatlılıkta olmasını beklemem ise yanlış olmaz sanırım.

Yine de tek başına ele alındığında Şişko Charlie gibi oldukça beceriksiz bir karakteri, onun şakacı bir tanrı olan babasını ve “Örümcek” gibi sıkıldığımda kaçarım mottosu ile yaşayan bir karakteri anlatırken mizah olmadan da olmaz. Bu kısımda şahsen hayal kırıklığına uğramam kitabın kalitesi değiştirmez.

Geleneksel fantezinin dışına çıkıp, şehirlerde geçen bir hikaye okumak ve çoğu eserin zıttı bir biçimde güçlü olmayan bir kahramanın yol öyküsünü dinlemek istiyorsanız Anansi Çocukları tam sizin kitabınız.

Locke Lamora’nın Yalanları & Scott Lynch

Çeviri: Cihan Karamancı

Çeviri: Cihan Karamancı

Camorr şehri, tarihi boyunca pek çok soysuzluğa, yolsuzluğa, uğursuzluğa, hırsızlığa tanıklık etmiş, büyülü atmosferinde her birini tek tek sindirebilmiştir; Camorr’un Belası’nın ismi şehrin nemli duvarlarında yankılanana dek… Camorr’un Belası’nın yenilmez bir silahşor, usta bir hırsız, duvarlardan geçebilen bir hayalet ve fakirlerin dostu olduğu söylenir. İşte o efsanevi “Bela” narin yapılı, gözü kara ve becerikli Locke Lamora’dır. Locke kimsenin beceremediği bir ustalıkla zenginleri soymasına rağmen, bir başka efsanedeki büyük okçunun aksine çaldıklarından fakirlere tek bir kuruş bile koklatmaz. Locke’un tüm kazancı kendisi ve isimlerinin hakkını fazlasıyla veren hırsızlar çetesi Centilmen Piçler içindir.

Onların sahip olduğu tek ev olan ve her türlü dümen, hile ve numaralarını gerçekleştirdikleri kadim Camorr şehrinin kaprisli ve renkli yeraltı dünyası, içten içe çürümekte ve gizli bir savaş yüzünden parçalanmaktadır. Tek ayak üzerinde onlarca yalan söyleyen Locke ve çetesi, bu büyülü dünyada bu kez tek ayaklarını bile yere basamadan içerisine düştükleri ölüm oyunundan kurtulmak zorundadır.

Scott Lynch

Scott Lynch

Venedik benzeri -en azından okuduklarımdan, izlediklerimden ve duyduklarımdan yol çıkarak- bir şehir olan ve insan ırkından daha eski olan “Atalar” adı verilen bir ırk tarafından insanların henüz çözümleyemediği ama kullanmaktan da kaçınmadıkları teknoloji ve yapıların bulunduğu bir şehir olan Camorr’da geçen bir hikayemiz var. Diyar diyar gezen, kendini kötülüğü kovmaya adamış çiftçi bir çocuk yerine yetim, çelimsiz zekasından başka bir yeteneği olmayan bir hırsız olan Locke Lamora ve onun muhteşem isimli çetesi “Gentleman Bastard” ise ana kahramanlarımız diyebilirim.

Lynch, kitap boyunca süregelen hikayeyi, aksiyon seviyesi ve çözülme noktaları bakımından hep belli bir çıtanın üzerinde tutabilmiş. Ana kahramanımızın geçmişi, nedenleri, hırsları ve tek başına bir karakter olabilecek kadar iyi yazılmış olduğunu düşündüğüm Camorr şehrinin işleyişi, toplum yapısı hakkında fikirler vermek adına öykünün içine yedirilmiş olan “ARA” adı verilmiş kısımlar hem yeterli miktarda hem de iyi kurgulanmışlardı.

Locke Lamora ve çetesi, onlar bir dolandırıcılar ve eğer zeki değilseniz dolandırıcı olamazsınız. -Henüz kimseyi dolandırmadım bu düşüncem tamamen bir tahmindir.- Fakat tek başına zekanın yetmediği yerde ise cüretkar hamleleri ile başlarını hem derde sokup sonunda bir şekilde de kurtuluyorlar. Lamora muhteşem bir yalancı olmasının yanı sıra o kadar sıradan ve dikkat çekmeyen birisi ki bin bir türlü kılığa girebiliyor. Eğer elinizde zeki, cüretkar, iyi bir yalancı olan karakterler var ise onların karşısına çıkardığınız kötü adamların ise ya aynı karakter kağıdına sahip olması yada ellerinde bir üstünlük olması gereklidir. Lynch, burada büyüyü kullanarak işin içinden alnının akıyla çıkmış diyebilirim.

Her şey bir yana kitabın en başarılı olduğu kısım ise karakterleriydi. Hepsi iyice düşünülmüş. Hikayenin anlaşılabilirliği adına okuyucunun ne bilmesi gerekiyorsa, en az o kadar bahsedilmiş. Seri olarak planlanan bir eser olduğu içinde bazı ipuçları oraya buraya atılmışlar. Özellikle tüm kitap boyunca adı geçen ama gözükmeyen Lamora’nın aşık olduğu Sabetha gizemi var. Fakat eğer mesele çok uzarsa o karaktere karşı olan tüm merakıma rağmen bunun oldukça yanlış bir hamle olabileceğini düşünüyorum.

Diğer yandan diyaloglardan hoşlanmadım. Nüktedanlık, hazır cevaplık oluşturmaya çalıştığını görebiliyorum ama çoğu konuşma çizgi roman seviyesindeydi. Nasıl yazacağımı bilmiyorum ama sanki ucuzlardı. Kitabın sevmediğim tek yanı buydu.

Son olarak Locke Lamora bir kesinlikle bir Robin Hood hikayesi değil. Çünkü eğer parayı zenginlerden alıp fakirlere verse istenmeyen dikkat çekebilirler. Hem fakirler kendileri içinde çalabilirler değil mi? Lamora sadece plan yapmayı, meydan okumayı ve “korunan” zenginlerin fazla olan paralarını almayı seviyor. Locke ve Centilmen Piçler bir ahlak pusulasına sahipler ama kendilerini riske atacak kadar da değil.

İthaki Yayınları tarafından sevmediğim ama eğer üzerine o şekilde yazı basılmasa kabul edilebilir olan iğrenç bir kapak ile yayımladığı Locke Lamora’nın Yalanları, fantastik edebiyat sever herkese tavsiye edebileceğim bir eserdi. Çevirisi akıcı ve güzel olan, tuğla kalınlığında olmayan, sıkmayan biraz farklı bir kitap arıyorsanız tam size göre diyebilirim.

Şiddetin Tohumu (Kadim Kanunlar #1)- Joe Abercrombie

1

Şiddetin Tohumu ortaçağ avrupası üzerine temel alınmış bir fantazi dünyasında, kompleks ve birbirinden çok farklı karakterlere,  kültürlere, tarihe ve mitolojiye sahip bir serinin giriş kitabıydı. Karakterleri oynak bir ahlak pusulasına sahip, gerçekci  ama aynı zamanda doğaüstünün de içine karıştığı, politik hamlelerin yanı sıra, kılıç oyunları, büyünün de eksik olmadığı iyi bir giriş kitabıydı.

Umarım en kısa zamanda Joe Abercrombie’nin tüm kitaplarıda dilimize kazandırılır.  Anlatmak istediğini anlatan ve okurken sizi hikayeden fazla koparmayan bir tarza sahip bir yazar olarak görüyorum. Her ne kadar bu kitabın ikinci kısmı biraz sıkıcı ve durgun olsada hikayenin temelini ve evreninin işleyişini anlattığı için mazur görülebileceğini düşünüyorum.

Okuyun, okutturun.

Devamı spoiler içerebilir….

Resim: deviantart.dem888

Resim: deviantart.dem888


Logen savaşı, ölümü bilen ve artık sadece hayatta kalmaya odaklanmış bir Kuzeyli…

Logen aslında kitabın girişinde de olan ve tüm kitap, seri boyunca bizimle  olacağını düşündüğünüz bir karakter. Savaşcı, soğuk bir coğrafyada, zorlu  şartlar altında yaşamış. Öldürmüş, sevdiklerinin ölümü görmüş. Kitabın sonuna kadar kuzeyde şana, şöhrete korku duyulan bir isme sahip olmasına rağmen, ruhlarla  konuşabilmesi de bir yana Logen hakkında özel olan bir şey olduğu izlenimine kapılmıyorsunuz.  Girdiği her kavgadan sonra hayatta kaldığına sevinmesi  ile bu kanlı savaşçının aslında sadece sıradan bir insan olduğunu düşünüyorsunuz.
Fakat…


Glokta ise hayatın zirvesine adım atmış ve oradanda dibine kadar düşmüş birisi…

Yetenekli, tescilli bir kılıç ustası, albay ve yakışıklı bir soyludan iki yıldan  uzun süre gördüğü işkenceden sonra geri kalan ve hayatının her anını acı, pişmanlıkla  ve neden sorgulamaları ile geçiriyor. Okurken en sevdiğim ve zevk aldığım karakterdi.  Merdivenlere olan düşmanlığı ile başlayan hayranlığım gittikçe arttı. Bu sevimli işkencecinin aslında tüm karakterler içerisinde bana en gerçekci karakter olarak  gelmesi ise sanırım şüphe ve sorgulama özelliklerden dolayıydı.


Jezal, kibirli ve aklı başında her insanın nefret edeceği genç bir soylu…

Jezal’ın aşkı keşfi, yıllar boyunca gördüğü eğitimini ve kafasına yerleşmiş olan yargılara karşı düştüğü ikilemlerini okumak sıkıcı geldi. Yine de Jezal’ın müsabakasını ve büyücünün oyunununda ki rolünüde merak etmeden duramadım.


Ferro, nefretin ve intikamın gözünü döndürdüğü, siyah-beyaz dünyada yaşayan kaçak köle…

Renkleri görememesi bir yana kitabın ikinci kısmında ortaya çıktığı için henüz hakkında pekte bir şey bildiğimi sanmıyorum. Sadece kölelikten kaçmış ve gözü dönmüş bir nefrete sahip olan muhteşem bir okçu olduğunu biliyoruz. Yine de bu kadının hayat hikayesinde daha fazla bir şeyler var.


Kardeş Uzunayak geveze bir navigatör…

Pekala, bu adam sinir bozucu bir karakterdi. Fazla etkinde değildi.


Quai, bir büyücü çırağı…

Kitabın başından sonuna kadar bulunan bir karakterdi. Her ne kadar hakkında pek bir şey bilmesekte “Kadim Kanunlar”dan ilk bahseden de bu elemandı.


Bayaz, güçlü bir büyücü (çeviride mecus denmiş), yürüyen ve nefes alan bir efsane…

Sanırım kitabın “Mastermind” olarak görülebilecek karakteri diyebilirim. Güçlü bir büyücünün ilk çırağı ve aynı zamanda bir ülkenin istediği gibi şekillenmesini sağlayabilecek kadar bilgili olan birisiydi.

Köpekadam, burnu çok iyi koku alan kuzeyli bir savaşcı…

Logen’in kitabın başında ayrı düştüğü grubunun bir üyesiydi. O grubun hikayesini anlatmak için seçilmiş gibi duran bir karakter gibi geliyor. Aklımda tek kalan ne zaman bir kavgaya karışsa işeyesi geldiği…

the first law portraits

Resim: deviantart. sarahlynnreynolds

Fantastik Kurgunun Alt Türleri 1-High Fantasy

Terry Gilliam fantazinin bir kaçış olduğunu ama daha uç, daha enterasan bir şeye doğru kaçış olduğun söyler. Bu kaçış genel anlamında fantazi olsada bir çok alt yollara da sahip olabilir. Kimisi iyilik yolunda kendini adamış bir kahramanı okumak isterken, bazıları ise gri ne yapacağı pek belli olmayan bir adamın hikayesini okumak ister. Bu yüzden fantazi edebiyatını sadece tek bir konu altında toplayarak özetlemek adil bir yaklaşım olmaz.

Fantazinin anlamı buna benzer bir şey olabilir.Fantazi gerçekten tanımlanması zor bir konu olarak karşınıza çıkar. İfade şekli olarak medyanın her türünü kullanan bu terim, TV serileri, filmler, kitaplar, animeler, mangalar, web serileri, kısa hikayeler, oyunlar ve anonim şarkılarda bile vardır. Bu geniş dal günümüzde çoğu insanın tutku ile takip ettiği bir akımdır. Bu yazıda fantazinin yazılı edebiyatı üzerine tartıştım. Fantazi ve bilim-kurgunun sınırları birbirlerine geçmiştir. Bazen okuyucu, izleyici veya dinleyici bilim kurgu sandığı bir eserin aslında iyi şekillenmiş bir fantastik eser olduğundan habersiz olabilir. Fantazi edebiyatına gönül veren ve elden geldiği kadarı ile bu açlığını doyurmaya çalışan biri olarak bu dal üzerine yaptığım okumalardan veya izlemelerden hiç yorulmadım.

Neyse bu kadar fantazi hakkında karalam yeter. Biraz fantazi edebiyatının uçsuz bucaksız denize dalalım. Ben bu yazı serisinde size fantazi edebiyatının alt türlerinden bahsedeceğim. Alfabetik bir sıralama gözetmeksizin yazılan bu yazı ile en azından bazı çizgileri kafanızda çizebilirsiniz. Akademik bir yazı olmadığı gibi bazı bilmediğim Türkçe karşılıkları da yazmadım. Seri boyunca böyle bir hata görürseniz, uyarmanızı içtenlikle rica ederim.

High Fantasy (Epik Fantazi);

Epik fantazi de denilebilecek olan bu tür aslında ülkemizde ve dünyada yayınlanan çoğu eserin alt türü olarak tanımlanabillir. Genellikle bu türe giren bir hikaye belli ve baskın diğer özellikleri ile başka bir türün de kapsamına girebillir. Epik fantazi, Gılgameş destanı ile başlar denilebilir. Eğitici aynı zamanda bazen sayfaları yırtarcasına çevirecek kadar heyecanlandırıcı, mutlu sonlara sahip ve iyi kahramanların kötü insanları yerden yere vurduğu hikayeler sahip olan türdür.

  • Dünya, Hikaye, Karakterler;

Günümüz dünyasından farklı, genellikle ortaçağ dönemi üzerinde şekillenen, fazlaca büyünün olduğu, karışık hikayelerin olmadığı, çoğunlukla tamamen kurmaca bir dünya üzerinde geçer. Sanırım en kısa tanımı bu olmakla beraber, bir çok öz noktayı kaçırabilecek bir tanımlama da olabilir.

Günümüz dünyasından farklılığından kasıt evrenin tamamen yeniden ve farklı olarak şekillendirilmesi üzerine olabilir. Misal, fizik kurallarını değiştirebilir, ölüm vb. kavramlarının anlamını değiştirebilirsiniz. Yazara büyük bir kolaylık gibi gözüken bu durum aslında bu alt türün en sıkıntılı olduğu alan olarakta görülebilir. Eğer dünya, yaratılan evren iyi şekillenmez, okuyucuya coğrafik özellikleri, iklimi, tarihi, dinleri ve yaşam alanlarında ki değişimi tatmin edici bir şekilde aktaramazsa, hikaye asla tam olarak karşılığını alamayacaktır. Epik fantastik eserlerin bir çoğu haritalar ile beraber yazılırlar.

Resim: Daniel Reeve

Epik fantazinin içinde orklar, elfler, cüceler, ejderhalar, atadamlar, denizkızları vb. aklınıza hayalinize gelebilecek her türden yaratık olabilir. Hazır yaratıklardan söz açılmışken büyü sisteminden de biraz bahsetmek gerekir. Büyünün oldukça yer kapladığı bir türdür. Hepinizinde tahmin edeceği gibi eğer büyüye fazlaca yer ayrılıyorsa endüstri ve teknolojinin de bir o kadar geri olduğunu tahmin edebilirsiniz. Her ne kadar büyünün özellikleri tamamen yazarın eline kalmış olsa bile kullanan kişinin elinde şekillenen bir etmen olarakta görülebilir.

Karakterler açısından bakıldığında, epik fantazi çokta karmaşık ve realistik kişilikler sunmaz. Kahramanın önüne çıkan her engel karşısında mala bağlayıp daha sonra, ustası, arkadaşları, yoldaşları veya ailesinin yardımı ile bu engelleri aştığını gözlemleriz. Normal insanlar için oldukça semptik bulunabilecek karakterlere sahip olurlar. Yani kötüler dışında iyileri kim sevmez ki? Dünyanın büyüklüğü ve hikayenin düz ama devasa olması sonucu giren çıkan karakter sayısı oldukça fazladır. Buna rağmen bu karakterler tadımlık ve bazen sadece ismen tanıtılsalarda çok uzun eserlerde kafa karışıklıklarına neden olabilirler. Özeti, karakterler kısmında zayıf kalan bir türdür.

taimon_gaidon_by_dem888-d348zgo_thumb.png

Resim: dem888 Deviantart

Işığa karşı karanlık, Sauron’a karşı diğer tüm Orta Dünya’lılar, Lord Voldemort’a karşı Harry Potter vb. bir çok şekilde örneklendirilebilecek olan kötüye karşı iyinin savaşı konseptinde yazılan, görevvari hikayelere sahip olurlar. Yaratılan her karakter, kahramanımızın kötü olanı yenme yolunda önüne taş koyacak veya yardımcı olacaktır. Yapacağı her iş, yaptığı konuşmaların, diyalogların çok büyük kısmı bu nihai hedefine ulaşması için gerekli olacaktır.

Alt türler hakkındaki gevelememin ilk kısmının sonuna geldim. Hatam varsa affedin. Yorum kısmını kullanmaktanda çekinmeyin.

Serinin ikinci yazısı;

Fantastik Kurgunun Alt Türleri 2- Low Fantasy

Öneri

Yüzüklerin Efendisi ve Tüm Orta Dünya & J.R.R Tolkien

Zaman Çarkı & Robert Jordan- Brandon Sanderson

Ölüm Kapısı & Margaret Weis- Tracy Hickman

Gediksavaşları Efsanesi & Raymond E. Feist

*Dikkat ederseniz bu türe giren kitaplar genel olarak uzun seri şeklindedir.