Etiket arşivi: Aksiyon

Tokyo ESP (SEGAWA Hajime)

Resim

“Parlayan bir balık size süper güç verse ne yapardınız….”

İyilik için savaşan kahramanlar, kötülük için savaşan kahramanlar, bıkkınlık getiren trajik geçmişler, süper güçler, yozlaşmış hükümet gruplarına karşı kişisel intikam savaşına çıkmış nedenleri haklı, eylemleri aptalca olan kişiler, gruplar vs. Bu kadar çok klişe bir araya gelince insan hikayeden soğuyor. Bir de üstüne liseye giden çocukların dünyayı kurtarması…

Bu elementler o kadar fazla, hikayede, mangada, romanda, sinema filminde kullanıldı ki neredeyse hepsi birbirinin benzeri olup çıktı. Karakterlerin eylemleri için oluşturulan motivasyonların içi boşaldığından  dolayı neredeyse karşı tarafta -okuyucuda- hiç bir duygu oluşturmamakta. Bu da karakterleri sığ, tahmin edilebilir ve sevimsiz yapıyor.

Tekdüzeliğe inen hikayeyi ilerletmek için iki bölüme ayırmak mangaka tarfından yapılan iyi bir hamleydi. Hikayeyi okumanın en zevkli yanı ise yaptığı göndermelerdi. Uçan bir penguen, Yoda, kung-fu bilen bir panda, Steven Seagal vs.

Karakter tasarımı ve çizimleri daha önce şurada bahsettiğim aynı mangakanın Gai-Re mangasına çok benziyor. SEGAWA Hajime‘nin kadın karakterlerini ve çizimlerini seviyorum.  Karakter bakımından manga zayıf değil. İyi tasarlanmış, oturmuş kişiliklere sahipler. Her karakter için yeterli gelecek bir arkaplan oluşturulmuş. Bunun yanı sıra hikaye ilerledikçe grubun etkileşimleri ve diyalogları sayesinde genel hikaye yerine karakter gelişimine odaklanıyorsunuz.

Sıradan bir hikayeyi sadece karakterlerin gelişimi için okurum derseniz ve/veya süper güçleri ve liseli çocukların dünyayı kurtarmasını seviyorsanız okuyun.

Reklamlar

Tokyo Ghoul (Ishida Sui)

70001 v01_front

“İnsanlar besin zincirinin en tepesinde olmadıklarında ve en güçlü yırtıcı ile kırılgan insan tek bir vücutta birleştiğinde…”

Son dönemde oldukça popüler olan bir akım var. Bu da hikayeyi insan yerine, savaştığı varlıkların gözünden anlatmak. Her ne kadar bu cazip bir fikir gibi görünse bile insanların romantizme olan hayranlıkları ve yarattıkları, düşündükleri yırtıcıyı, düşmanı kendi anlayış seviyeleri ile sınırlandırmaları sonucu ortaya yumaşamış, insanlaşmış ve doğasının gereğini reddetmeye çalışan canavarlar çıktı.

Tokyo Ghoul’da ana karakterin gelişimi bir insandan bir ghoul -sanırım gülyabani diyebiliriz veya en iyisi olduğu gibi bırakmak.- olmaya doğru giderken geçirdiği değişimler, doğasına direnmesi ve bunda başarısız olması başarılı bir şekilde yansıtılıyor. Yan karakter bakımından zengin olan bir mangaydı. Her ne kadar, karakterlerin bazıları sığ, klişe olsalarda gidişatı kötü etkilemiyorlar.

Hikayesi bir noktada artık ghoul-insan dönüşümünden vazgeçip, yanlış anlaşılmanın, yargısız infazın, intikam duygularının yoğunlaştığı bol aksiyon ile doldu. Sanuçta doğaüstü yaratıkların cirit attığı ve insanlarının yaşadıkları dünyayı geri almaya çalıştığı bir evrende felsefik tartışmalar üzerinden hikayeyi devam ettirmek zorlaşacaktı. Bu dönüşüm tamamen anlaşılabilir ve yavaşlıkla oluşturulduğu için rahatsız etmedi.

Karanlık, bol gölgeli ve hareketleri insan anatomisine aykırı olan vücut parçaları olmasından dolayı çizim kısmı zor olan bir manga olduğunu düşünüyorum. Yine de sanatı ortalamanın biraz altında kalıyor diyebilirim. Bazı sahnelerde ne olduğunu anlayamıyorsunuz.

Son sözüm, Tokyo Ghoul, hikayeyi birde diğer taraftan okumak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir manga…

Taltos & Steven Brust

Taltos Steven Brust

Kitapyurdu.com’dan satın almak için üstteki resime tıklayabilirsiniz.

   Hikaye, Taltos‘un daha önce tanıştığımız dostları (Aliera, Morrolan, Sethra vs.) ile olan ilk münasabetini anlatıyor. Brust‘un daha önce Vlad’ın diyaloglarına ve iç sesine karıştırdığı “Bu başka bir hikayenin konusu….” söylemini desteklercesine atılan atıfları var. (Vlad’ın ot dükkanı referansı aklıma ilk gelenlerden birisi. ) Bu atıflar ustaca hikayeye yedirilmiş. 
 
   Kısa ama Taltos hikayelerine gayet uygun, çok fazla bilgi vermeden amacı sadece eğlendirmek ve öldürmek olan bir kitap olmuş. Okurken bu seriden ne kadar hoşlandığımı hatırladım. Her şey istediğim gibi şekillenmişti. Cawti’nin ortalıkta olmaması (Vlad’ın evlenmesinden önce geçiyor.) , Vlad genç ve henüz örgütün daha alt kademelerinde olması, gibi ilginç durumlarla  tatmin edici bir kitaptı. 
 
   Her fantastik eser gibi birçok karakter girip çıkıyor olmasına rağmen kafa karıştırmadan, gerekli olmayan analizleri yapmadan, yan karakterler hakkında sadece bilmemiz gerekenleri biliyoruz. Bir süre sonra ölecek veya hikayenin tümü için anlamsızlaşacak karakterin tüm soyunu sopunu öğrenmemize ne gerek var. Bu konuda Brust’un eli öpülesi.
 
   Taltos (****)  serinin tekrar rayına girdiği ve okumaktan en zevk aldığım romanlarından birisi oldu. 
 
 Serinin diğer kitapları; 

CAT (FUNG Chin Pang)

CAT V1  #1657 - sayfa 1
Bilim Kurgu, Yetişkin, Seinen, Aksiyon
“Genius, God and Girl.”
    Rusyanın BEAR grubu, Çin’in Hao Long adlı 1 numaralı ajanı ve Amerika’nın Cat’ı bazen ülkeleri bazende kendi kişisel çıkarları için savaşıyor, öldürüyorlar. 3 büyük ülke arasaında ki gizli servis çatışmaları, teknolojik savaş ve çarkı işlemesini sağlayan bir parça olmasına rağmen bu tekere çomak sokan bir adam.
   Bol aksiyonlu, kanlı ve hareketli bir manga C.A.T. Baş kadın karakterlerin güçlenmesi için neden bu kadar zalim ve acımasız bir geçmişe sahip olmaları gerekiyor o kısmı hiçbir zaman anlamadım. Gayet kolay ve rahat bir çocukluk geçiren birisi güçlü bir insan olamaz mı? Güçlü olabilmek için geçmişin illa ki acı dolu olması mı gerekiyor? Birinizde şöyle çiçeklerin, böceklerin içinde büyümüş güçlü bir ana karakter yaratın. Zor olanı yapın, kolayı değil.
   Komiklik yapmadan bahsedersem harika bir sanat var. Tarzı hikayeyi anlatmak için çok uygun. Aksiyon sahnelerini okurken en azından ne olduğunu anlıyorsanız. Böyle gölgelendirmeler ve hareket tasvirleri okuyucuya çok iyi aktarılıyor. O yüzden hikayeden hoşlanmadığımı açıkca yukarda anlatmaya çalışsamda hiatusden çıkarsa direkt devam ederim. Çünkü bu sanatı okumamak, görmemek  büyük bir kayıp olur.
+Hacı, ben bir hikaye buldum.
-Ne ola ki?
+Şimdi, bir adam çok zeki, dövüşte usta, CIA’ın başına koyuyorum bu adamı, sonra insanlar üstünde deney yaptırıyorum. Tabiii bu arada diğer ülkeleri de işin içine katıyorum. Rusya’yla, Çin’den de bir iki karakter koyuyorum. Sonra her sahnede bir silah patlaması, bıçak dövüşü, politik oyunlar, güç karmaşıklıkları koyuyorum. Nasıl?
-İyi, yalnız Hollywood’la anlaştın mı?
+Ne Hollywood’u manga yazıyorum ben.
-Tamam da hacı çerezlik,aksiyon filmi gibi bir hikayeden bahsediyorsun.
+Ama benim sanatım iyi.
-O konuda haklısın.
   Yalnız ana karakteri bu kadar klişe bir hikayeyi sadece aksiyon ve sanatı için okurum. Hikaye zaten komplo teoristleri için mükemmel bir doyuruculuğa sahip zaten. Sonuç olarak, C.A.T (***½) hikaye yerine sanatı tercih edenler için iyi bir seri olabilir.

Teckla & Steven Brust


Cover of Teckla

   Diğer burada ve burada hakkında bir şeyler yazdığım kitaplar aksiyon ve hikaye konusunda iyilerdi. Teckla kitabı ise daha çok Vlad’ın karakter gelişimini, hikayenin gidişatını temelden değiştiren ve Drageara dünyası hakkında birçok fikri barındırıyor. Bu yönüyle serinin ana temeline dinamit koyduğunu düşünüyorum. 

Aynı zamanda hikaye Brust’un siyası görüşleri ile zorlama bir anlatım tarzına sahip olmuş. Karakterler ilk iki kitabın bize anlattığından farklı davranıp, yeniden biçimleniyorlar. Özellikle Cawti ve Vlad’ın değişimleri bana çok mantıksız, tutarlılık ile yenilik çizgisi arasında gidip geliyormuş gibi geldi. Vlad’ın savunduğu ve üzerine hayatını kurduğu bireyselciliğin yıkıldığını görüyoruz. Pekte seride olması gereken bir durum değil.

Bölüm alt başlıkları hakkında bir şeyler söylemeden geçmek istemiyorum. Hikayeyi harika tamamlamışlar. Hikaye her ne kadar Vlad Taltos serisi okurları için tatmin edici değil ve sonlanmasa da kötü bir öykü değil.  Sadece defalarca söylediğimi tekrar söyleyeyim, bu seriye uygun değil.

Teckla kendinden önceki kitapların yanında sönük kalıyor ve değişim yaratmaya çalışırken birkaç açıdan tüm hikayeyi zedelediğini düşünüyorum. Vlad’ın bazı karanlık anları ve kendi için “iş” yapması dışında fazla bir şey yok. Teckla(**½) Vlad Taltos serisine ait olmayan bir kitap olmuş. 
Serinin diğer kitapları;

Yendi & Steven Brust

Yendi Steven Brust

Kitapyurdu.com’dan satın almak için üstteki resime tıklayabilirsiniz.

   Brust Jhereg’ten birkaç yıl önce geçtiğini düşündüğüm bu hikayesi ile Vlad!ın geçmişi konusunda ilk kitapta verdiği bilgiler hakkında ne kadar titiz ve tüm hikayeye hakim olduğunu gösteriyor. 

   Vlad bu kitapta kendi bölgesini korumak için başka bir Jhereg olan Laris ile savaşa girişiyor. Savaş sırasında karısı ve ortağı tarafından öldürülüyor. İlk kitapta Vlad bunun hakkında söylenip duruyor zaten. Neyse, yeterli paranız veya yetenekli bir dostunuz varsa Adrlinka da ölüler diriltilebilir. Laris’in para kaynağını takip ederken Vlad kendini Ejderha ailesi ve döngüyle alakalı bir komplonun içinde buluyor. 

   Yendi, ilk kitaba nazaran daha iyi yazılmış. Hikaye Jhereg’te ki gibi Vlad’ın ağzından yazılsa da çok daha geniş bir çevreye sahip ve daha gizemli olmuş. Hikaye örgüsü bazen hızlı, bazen yavaş ama şüpheyi de sürekli üst seviyede tutarak okunması zevkli bir kitap olmuş. 

   Vlad’ın karakterini tanırken karısı ile olan ilişkisinin ürkütücü başlangıcına tanık oluyoruz. Vlad’ın ve Cawti arasında ki ilişkinin başlangıcı bana garip, anlaşılmaz ve zorlama gibi geldi. Sonuçta eğer bir kiralık katil değilseniz sizi öldüren kişiye diriltildikten sonra aşık olmayı anlayamazsınız.

   Yendi (****) şüpheyi ve gizemi sürekli koruyarak bir diğer sayfayı çevirmeniz sağlayan bir kitap olmuş.

 Serinin diğer kitapları;

Jhereg & Steven Brust

 

Jhereg Steven Brust

Kitapyurdu.com’dan satın Almak İçin Üstteki Resime Tıklayabilirsiniz.

   Jhereg, Steven Brust’un Dragaera evreninde geçen ve kiralık katik Vlad Taltos’un hikayelerini konu olan serisinin ilk kitabıdır. Şimdi burada kronolojik veya yayınlanma sırasına göre okuma saçmalığı tartışmasına girmek istemiyorum. Ben yayınlanma sırasına göre okumayı tercih ettim. Diğer şekilde okuyanlara saygım yok. Neyse

   Jhereg ilk kitap olmasına rağmen dolu dolu bir hikaye içeriyor ve devamını vaad ediyor. Taltos romanları bir bakıma dedektiflik hikayelerine benziyor. Dedektiflik romanlarında çözülmesi gereken bir gizem vardır. Katile ulaşmak için ipuçları taplanır ve işlenir. Fakat Vlad Taltos serisinde ise çözüm bizi katile değil, maktüle götürüyor. Tam tersi bir durum yani. Seri için anti-dedektiflik serisi diyebiliriz. Hikaye de hem epik hemde gizem unsurlarını yerinde ve dozunda kullanılmış. Evren, mitoloji, tarih ve karakterlerin arka planları hakkında ipuçları atılarak okuyucunun ilgisi ve merakı diğer kitaplar için diri tutulmuş.

   “Hikaye İmparatorluğun döngüsü ve Vlad’ın dostu –çeviride besleme olarak geçen- Loish ile ilişkisinin başlangıcını anlatıyor. İblis adlı ve ailenin üst kademelerinde olan biri Vlad ile “iş” yapmak istiyor. Ondan ailenin kasasını soyup kaçan eski bir konsey üyesi Mellar’ı öldürmesini istiyor. Vlad araştırmalarını yaparken Mellar’ın Jhereg ailesinin kadim düşmanı Ejderha ailesinden Lord Morrolan’ın –Aynı zamanda Vlad’ın da dostudur.Dostlukları ise… Başka bir hikaye.- korumasında olduğunu öğreniyor. Neden, nasıl sorularına cevap ararken….

   Neyse, hikayenin tadını kaçırmadan bu kadar bir giriş yazdım. Sonuçta birinin size katilin kim olduğu söylemesini istemezsiniz. Jhereg serinin girişi için oldukça dolu ve açıklayıcı bir kitap olmuş. Vlad’ın ilişkileri, “iş” tanımı, kimliği ve kökeni hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. Bazen gelen bilgiler fazla olsa da genel itibarıyla bahsedilen her konu hakkında kafanızda bir resim oluşuyor. Bahsetmeden geçmek istemediğim ve nedenini diğer kitapları okuyunca anlayacağınız bölüm alt başlıkları kitaplarının ismini oluşturan ailelerinin mottosu ile başlıyor. Hikaye boyunca oraya buraya serpiştirlimiş ve diğer kitapların bazılarının ana konusu olacak karakterler, fikirler, savaşlar, silahlar ve bir çok düşünce var.

    Jhereg (****) beni hikayesi, karakter çeşitliliği, komedi dozu,  arkada iyi düşünülmüş bir kurguya sahip olduğunu hissettirmesi ile etkiledi. Fantazi kitaplarında yeni bir tarz veya taze bir hikaye okumak isterseniz Jhereg sizi tatmin edecektir. Teşekkürler.

Black and White (Taiyo Matsumato)

Aksiyon, Dram, Psikolojil, Seinen

“This is my city.”

Treasure Town adı verilen kurgusal şehirde sokakta yaşamlarını sürürmüye çalışan iki küçük yetim Black ve White. Hayatta kalmak için her günü ayrı bir mücadele ile geçiriyorlar. Çalıyorlar, dövüşüyorlar ve koca şehrin, yalnızlığında ve pisliğinde yakuza çeteleri ve polislerle karmaşık ilişkiler kuruyorlar. Hikaye bu kadar…

Çok değişik bir okuma zevki sunacak size. Bu tarzda okuduğum ilk eser olabilir. Bu adam mangaka dünyasında çok kişiyi etkilemiş ve anlatım tarzı ile sanatı dikkat çeken bir abimizdir. Lakin şunu söylemeleyim, herkese hitap eden bir tür değil. Açın 1-2 sayfaya bakın, bu çizim tarzını yadırgarsanız bile kendinizi zorlayıp hikayeye girebilirseniz, inanın okuduğunuz en iyi mangalardan biri olacağına eminim.

Aslında mangakanın iki zıt renk içinde anlatmaya çalıştığı metaforlar, White iyi, ışık vs. iken Black karanlık, kötü tarafı karakterize ediyor diyebilirim. Black karakter olarak anti-kahramana yakın bir şey gibi gözüküyor. White Black’ın karanlık tarafını baskılamasını sağlıyor. Hikayenin diğer bir kolunuysa White’ın dünyası ve onun çevresine bakış açısı oluşturuyor. White, neşesi ve kendi iç dünyasında ki çeşitliliğinin okuyucuya yansıması neredeyse muhteşem, aynı zamanda polislerin, babalığın ve Rat’ın dünyaları ise White’ın ve Black’ın hikayesi içinde kendilerine yer ediniyorlar.

Neredeyse okuduğum veya izlediğim her şeyde karşıma çıkmaya başlayan ve kusasımı getiren şu sözler bu mangada da var. “Good and evil don’t exist in this world.” Kullanmayın şu cümleyi, basit, yüzeysel derin anlamlar içeren bir şey değil. Sevmiyorum.

Black and White (****) manga dünyasının nadir mücevherinden birisi, okumanız şiddetle tavsiye ederim.

Not: Mangakanın söylediği birşey var ki, neredeyse tüm çizgi roman sektörünü özetliyor.”American comics powerdul and cool. European comics seems very intellectual. And Japanese comics are very light hearted. If you can combine the best of all three, you could create some really tremendous work.

Appleseed (Masamune Shirow)

Appleseed

Bilim Kurgu, Shounen, Aksiyon, Mecha

“Man of Wisdom”

   Üçüncü Dünya Savaşı bitmişti. Artık askersiz ve terk edilmiş şehirlerinde diğer adı ile “Badside”da dolanan Deunan ve sayborg partneri Briareos ıssız ve tekin olmayan yerlerde yaşamaya çalışıyorlar. Olympus adı verilen ütopik bir şehre getirildiklerinde polis gücüne katılıyorlar. Lakin bu esrin devam edebilmesi için ütopyanın kusursuz olmaması aynı zamanda çirkin politik oyunlar ve karanlık güçlerin devrede olması lazım, değil mi?
   Musashi Siriow reis daha çok Ghost in the Shell ile bilinir. Benim gözümde cyber-punk türünün manga ilahıdır. Bu türü seviyorsanız Shriow’u duyamamış olmanız ise sizin ayıbınızdır, benden söylemesi. Seiri için eski veya yeni filmleri veya ovaları izlemedim. Oyunları oynamdım. Nasıldır, bilmem. Hoş, zaten bu yazının amacı size mangadan bahsetmek, animelerden veya oyunlardan değil. Eğer filmi izlediyseniz veya ovayı takip ettiyseniz, bir de mangayı okursanız harika olur.
2. Sayfa spoiler içerir.

ID:The Greatest Fusion Fantasy (Kenny A.T. & KIM Daewoo)

1

“Gender Bender akar!”

MU: ID:The Greatest Fusion Fantasy

Novelden mangaya dönüştürülen eserlerden birisi diyerek başlayalım. Asıl elemanız Chun-wa kendini bir anda yabancı olduğu bir dünyada bulur. Yoldaşları ile tanışır ve dikkat çekmemek için Id isimini seçer. Neden bu dünyaya geldiğini, amacını ararken kendine edindiği dostlarına yardım eder, düşmanlar kazanır ve dağları yok eder. (bu kısım ilginçti be!) Bu dünyada zibilyon tane fantastik yaratık vardır.

Okumaya devam et