Kategori arşivi: İnceleme

Denkigai no Honya-san (Mizu Asato)

66042 v01_frontKendine has karakterlerin, bir kitabevi macerası…

Denka aslında benim çokta okuduğum bir tarza sahip olan bir seri değil. Öncelikle ilerleyen ve gelişme gösteren bir ana hikayeden yoksun olması ile benim okuma listemde çok başları çekmesede uzun zamandır bölümsel olarak okuduğum bir seriydi. Maraton okuma yapmak yerine komedi mangalarını genellikle arada bir kaç bölüm şeklinde okurum. Morali bozuk olunca, canım sıkılınca, hayat ağırlaşınca güzel yazılmış ve içten tebessüm ettiren bir komedi gibisi yoktur. İşte Denka böyle bir manga.

Karakterler o kadar ekzantirik ve orjinaller ki hepsi sevilesi, nefret edilesi bir çok özelliğe sahiplerdi. Bir kitabevinde geçen seride burada çalışan insanların kitaplarla, müşterilerle ve kendi aralarında aşka, nefrete, saygıya, sevgiye kadar çeşitli bir çok duygunun oluşmasını okumak zevkliydi.

Karakterlerden bahsederek okurken alacağınız zevki düşürmek istemediğim için bu yazıyı kısa tutarak, burada sonlandırıyorum. Denka benim komedi seven arkadaşlara gözü kapalı tavsiye edebileceğim bir seridir.

Reklamlar

Shigatsu wa Kimi no Uso (ARAKAWA Naoshi)

65274 v01_front

Piyano ve Tanju Okan’dan Arkadaşımın Aşkısın…

Müzik ile alakalı bir manganın duyma hissi üzerine yapılan bu sanatı anlatmakta ne kadar başarılı olabileceği tartışılabilir. Sadece siyah ve beyaz çizgilerin olduğu bir kağıttan ibaret olan sanatın kulağımın çizgileri duyma yeteneği olmadığını farketmesi gerek. Daha önce müzikle alakalı okuduğum bir manga olan BECK‘te de bundan dert yanmıştım. Müzik çekirdeğinde işitsellik taşıyan bir sanat olunca bu tarz mangalarda bazı olaylar havada kalıyor.

Shigatsu wa Kimi no Uso konu olarak bir piyanisttin müziği bırakması ve arkadışımın aşkısın şarkısına konu olabilecek bir şekilde oldukça itici bir karakter ile girdiği etkileşimler üzerinedir. Küçük dahi/çalışkan piyanistimiz kafasının içindeki engelleri aşarak tekrak başarılı olacak mı anlamak için okuyoruz.

Karakterler bakımından pekte iyi bir manga olduğunu söylemem. Ana karakterlerden tutunda tüm yan karakterlerin hepsi bana itici geldi. Rolleri, kişilikleri hiç bir zaman cezbeci olmadılar.

Hızlı okunan bir manga pek diyalog, düşünce, konuşma yok. Sanatı orta seviye denilebilir. Takibi de kolay. Bir trajedi havası sezdiğim için okumaya devam edeceğim ama tavsiyem hiç girişmeyin.

Tokyo ESP (SEGAWA Hajime)

Resim

“Parlayan bir balık size süper güç verse ne yapardınız….”

İyilik için savaşan kahramanlar, kötülük için savaşan kahramanlar, bıkkınlık getiren trajik geçmişler, süper güçler, yozlaşmış hükümet gruplarına karşı kişisel intikam savaşına çıkmış nedenleri haklı, eylemleri aptalca olan kişiler, gruplar vs. Bu kadar çok klişe bir araya gelince insan hikayeden soğuyor. Bir de üstüne liseye giden çocukların dünyayı kurtarması…

Bu elementler o kadar fazla, hikayede, mangada, romanda, sinema filminde kullanıldı ki neredeyse hepsi birbirinin benzeri olup çıktı. Karakterlerin eylemleri için oluşturulan motivasyonların içi boşaldığından  dolayı neredeyse karşı tarafta -okuyucuda- hiç bir duygu oluşturmamakta. Bu da karakterleri sığ, tahmin edilebilir ve sevimsiz yapıyor.

Tekdüzeliğe inen hikayeyi ilerletmek için iki bölüme ayırmak mangaka tarfından yapılan iyi bir hamleydi. Hikayeyi okumanın en zevkli yanı ise yaptığı göndermelerdi. Uçan bir penguen, Yoda, kung-fu bilen bir panda, Steven Seagal vs.

Karakter tasarımı ve çizimleri daha önce şurada bahsettiğim aynı mangakanın Gai-Re mangasına çok benziyor. SEGAWA Hajime‘nin kadın karakterlerini ve çizimlerini seviyorum.  Karakter bakımından manga zayıf değil. İyi tasarlanmış, oturmuş kişiliklere sahipler. Her karakter için yeterli gelecek bir arkaplan oluşturulmuş. Bunun yanı sıra hikaye ilerledikçe grubun etkileşimleri ve diyalogları sayesinde genel hikaye yerine karakter gelişimine odaklanıyorsunuz.

Sıradan bir hikayeyi sadece karakterlerin gelişimi için okurum derseniz ve/veya süper güçleri ve liseli çocukların dünyayı kurtarmasını seviyorsanız okuyun.

Tokyo Ghoul (Ishida Sui)

70001 v01_front

“İnsanlar besin zincirinin en tepesinde olmadıklarında ve en güçlü yırtıcı ile kırılgan insan tek bir vücutta birleştiğinde…”

Son dönemde oldukça popüler olan bir akım var. Bu da hikayeyi insan yerine, savaştığı varlıkların gözünden anlatmak. Her ne kadar bu cazip bir fikir gibi görünse bile insanların romantizme olan hayranlıkları ve yarattıkları, düşündükleri yırtıcıyı, düşmanı kendi anlayış seviyeleri ile sınırlandırmaları sonucu ortaya yumaşamış, insanlaşmış ve doğasının gereğini reddetmeye çalışan canavarlar çıktı.

Tokyo Ghoul’da ana karakterin gelişimi bir insandan bir ghoul -sanırım gülyabani diyebiliriz veya en iyisi olduğu gibi bırakmak.- olmaya doğru giderken geçirdiği değişimler, doğasına direnmesi ve bunda başarısız olması başarılı bir şekilde yansıtılıyor. Yan karakter bakımından zengin olan bir mangaydı. Her ne kadar, karakterlerin bazıları sığ, klişe olsalarda gidişatı kötü etkilemiyorlar.

Hikayesi bir noktada artık ghoul-insan dönüşümünden vazgeçip, yanlış anlaşılmanın, yargısız infazın, intikam duygularının yoğunlaştığı bol aksiyon ile doldu. Sanuçta doğaüstü yaratıkların cirit attığı ve insanlarının yaşadıkları dünyayı geri almaya çalıştığı bir evrende felsefik tartışmalar üzerinden hikayeyi devam ettirmek zorlaşacaktı. Bu dönüşüm tamamen anlaşılabilir ve yavaşlıkla oluşturulduğu için rahatsız etmedi.

Karanlık, bol gölgeli ve hareketleri insan anatomisine aykırı olan vücut parçaları olmasından dolayı çizim kısmı zor olan bir manga olduğunu düşünüyorum. Yine de sanatı ortalamanın biraz altında kalıyor diyebilirim. Bazı sahnelerde ne olduğunu anlayamıyorsunuz.

Son sözüm, Tokyo Ghoul, hikayeyi birde diğer taraftan okumak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir manga…

Barakamon (YOSHINO Satsuki)

ResimUzun zamandır manga hakkında bir şeyler yazmamışım. Artık zamanı geldi. Henüz daha 3 cildi çevrilmiş, köklü bir seri olmasa bile kalitesi belli olan Barakamon’dan bahsedeyim.

Özet:

Yetenekli ve şehir çocuğu olan bir hattanın kırsal bir bölgede, çocuklarla, yöre halkıyla, doğayla uğraşırken başından geçen olayları konu alıyor.

Küçük çocukların komedi unsuru olarak kullanıldığı mangaları seviyorum. Naru’da eğlenceli, okurken tebessüm ettiren bir karakterdi. “Sensei” ise klasik bir karakter olmasına rağmen üzerinde düşünülmüş bir karakter olduğu belli…

Hikaye, eğlenceli, sevimli, süregelen ve sıkmayan bir anlatıma sahipti. Komedi serilerinin zayıf kaldığı bir yön olan karakter gelişimi ve kişilik planlaması bakımından oldukça yüksek bir standarta sahip olduğunu da söyleyebilirim. 

Barakamon kesinlikle okumanızı tavsiye edeceğim bir manga…

Aqua Knight (KISHIRO Yukito)

Water World and Poop
   Her tarafının okyanus olduğu bir adada küçük bie çocuk ve babası eğlenceli bir hayat sürmektedir. Bir gün küçük çocuk denizde bir zırh bulur ve maceralar başlar. Vallahi, anlatılacak çok bir şey yok. Tanıtımı kısayken kendi daha kısa…
   Güzel bir fantastik dünya yaratılmış. Ciddiyetten uzak bir anlatımla hikayenin arkaplanı, mitolojisi verilmeye çalışılmış. Buna rağmen arkada bulunan sistematik yapılanmanın çok daha iyi olabileceğini düşünüyorum. Bir de neredeyse serinin en boktan karakteri başrol oluyor. Kaldırmadım.Hikaye biraz daha ciddi anlatılsa çok daha başarılı olurdu. Devam etse, uzun soluklu ve başarılı shonunen serilerden birisi olabilirmiş. Komedi unsuru çok zayıf olmasına rağmen. Bok esprileri çok kütüydü. Herneyse kısa, tadımlık bir shounen arıyorsanız size göre..
   Yanlış hatırlamıyorsam, Kevin Costner reisin Water World diye bir filmi vardı. Böyle heryer sularla dolmuş.. Ulaşım, beslenme neredeyse herşey denizden sağlanıyordu. Bundan neden bahsettim, fikrim yok. (Kültürlü biriyim, tabii ki!)   Aqua Knight (***) kısa, komedisinin herkese hitap etmediği, bok esprileri havada uçuşan ama iyi bir arkaplan evrene sahip bir seri ki okumak veya okumamak önemli değil. Birşey kazanmaz veya kaybetmezsiniz.

Domu (OTOMO Katsuhiro)

Domu - a Child's Dream 1 Front Cover
Korku, Psikolojik, Seinen, Doğaüstü
You must watch out for the children.
   Domu kafayı yemiş ve olağanüstü güçlere sahip yaşlı bir adam ve onun yaşadığı apartmanda meydan gelen ve imkansız, intihar gibi gözüken ölümleri çözmüek için gönderilen polislerin başından geçeni anlatıyor.
   Sanatı modern olmadığı için göze farklı gelebilir buna rağmen duygu yansıtımı inanılmaz düzeylerde gerçekci olmuş. Anime tarihinin belki de en iyi bilinenlerinden olan Akira’nın da mangakası olan  OTOMO Katsuhiro’nun one shot’ı kendini okutan ve sıkmayan bir yapıya sahip. One shot’ların en büyük sorununun hikayeyi aktaramaması olduğunu düşünürsek Domu bunu kısıtlı ve az karakter sayesinde rahatça kıvırmış.
   Eğer mutant olabilsem seçeceğim tek mutasyon psişik güçler olurdu herhalde. Ve Domu (****) psişik savaşları ile – harika bir savaştı.- tatmin edici olmuş. Okumanızı tavsiye ederim.

CAT (FUNG Chin Pang)

CAT V1  #1657 - sayfa 1
Bilim Kurgu, Yetişkin, Seinen, Aksiyon
“Genius, God and Girl.”
    Rusyanın BEAR grubu, Çin’in Hao Long adlı 1 numaralı ajanı ve Amerika’nın Cat’ı bazen ülkeleri bazende kendi kişisel çıkarları için savaşıyor, öldürüyorlar. 3 büyük ülke arasaında ki gizli servis çatışmaları, teknolojik savaş ve çarkı işlemesini sağlayan bir parça olmasına rağmen bu tekere çomak sokan bir adam.
   Bol aksiyonlu, kanlı ve hareketli bir manga C.A.T. Baş kadın karakterlerin güçlenmesi için neden bu kadar zalim ve acımasız bir geçmişe sahip olmaları gerekiyor o kısmı hiçbir zaman anlamadım. Gayet kolay ve rahat bir çocukluk geçiren birisi güçlü bir insan olamaz mı? Güçlü olabilmek için geçmişin illa ki acı dolu olması mı gerekiyor? Birinizde şöyle çiçeklerin, böceklerin içinde büyümüş güçlü bir ana karakter yaratın. Zor olanı yapın, kolayı değil.
   Komiklik yapmadan bahsedersem harika bir sanat var. Tarzı hikayeyi anlatmak için çok uygun. Aksiyon sahnelerini okurken en azından ne olduğunu anlıyorsanız. Böyle gölgelendirmeler ve hareket tasvirleri okuyucuya çok iyi aktarılıyor. O yüzden hikayeden hoşlanmadığımı açıkca yukarda anlatmaya çalışsamda hiatusden çıkarsa direkt devam ederim. Çünkü bu sanatı okumamak, görmemek  büyük bir kayıp olur.
+Hacı, ben bir hikaye buldum.
-Ne ola ki?
+Şimdi, bir adam çok zeki, dövüşte usta, CIA’ın başına koyuyorum bu adamı, sonra insanlar üstünde deney yaptırıyorum. Tabiii bu arada diğer ülkeleri de işin içine katıyorum. Rusya’yla, Çin’den de bir iki karakter koyuyorum. Sonra her sahnede bir silah patlaması, bıçak dövüşü, politik oyunlar, güç karmaşıklıkları koyuyorum. Nasıl?
-İyi, yalnız Hollywood’la anlaştın mı?
+Ne Hollywood’u manga yazıyorum ben.
-Tamam da hacı çerezlik,aksiyon filmi gibi bir hikayeden bahsediyorsun.
+Ama benim sanatım iyi.
-O konuda haklısın.
   Yalnız ana karakteri bu kadar klişe bir hikayeyi sadece aksiyon ve sanatı için okurum. Hikaye zaten komplo teoristleri için mükemmel bir doyuruculuğa sahip zaten. Sonuç olarak, C.A.T (***½) hikaye yerine sanatı tercih edenler için iyi bir seri olabilir.

Choudennou Paraxis (KAGO Shintaro)

Choudennou Paraxis v01 - 001
Korku, Bilim Kurgu, Seinen
“Tiny man.”
   Tema olarak iyi bir eser olsa bile fikirleri defalarca farklı farklı işlenmiş olduğu için bu yönden orjinalliğe sahip değil. İnsanların yokolmaktan kurtulmak için uyutulduğu ve uyanan insanların ise küçük boyutlarda ki insanımsılar tarafından köleleştirildiği ve akılsızlaştırıldığı bir zamanda geçiyor.  Bu “dev” insanlar inşaat işleri, temizlik, ulaşım aracı bilimum sahip olduğumuz modifiye ederek onları işleten temel yapı taşlarıdır. Yarı organik bir kepçe düşünün!…
   Bir üst parragrafta da söylediğim gibi belli bir hikayesi yok. Sanatı iyi olmakla beraber bazı aletlerin işleyişini kavramak zor. Bir cilt olduğu için okumak isteyebilirsiniz ama Choudennou Paraxis (**½) yeni veya farklı bir yönden size herhangi bir kazanım, eğlence sunmuyor.

Blue Heaven (TAKAHASHI Tsutomu)

2795 v01_front
Yetişkin, Psikolojik, Seinen
“Summer Scent”

Deli mafya babasının yetiştirdiği bir ölüm makisinin hikayesi tanıdık bir hikaye. Bu arada dünyanın cesetlerle dolu olması komik olmadığı anlamına gelir mi?

   Denizde ve gemide geçen hikayelerden hoşlanmıyorum. Kısıtlı ve mekansız hikayeler oluyor. Tamam, korku veya gerilim için uygun mekanlar olsa bile daha önce yapılmış bir şeyi tekrar etmek yerine daha orjinal bir mekan ve hikaye olsa sanatı iyi olna bir eserdi. Kaçacak bir yer yok. Silah desen her yerden fışkırıyor, parası olan ve dünyevi zevkleri canilik olan zengin insanlar, aptallar ve eski polisler ve ilginç bir şekilde ırkçılığa maruz kalan Asyalılar tabii ki.
   Zengin adamın deli oğulları kısmına gerek var mıydı ki. Belki hikayenin devamı için gerekli olabilirler ama sanmıyorum kattıkları birşey olsun. Daha çok iğreti, zorlama karakterler gibi olmuşlar. Olmamaları gereken bir yere monte edile duvar panoları gibi. Karakter oluşumları çok sıradan, korku ve gerilim türünden bir film izlemekten çokta farklı olmayan bir deneyim sunuyor size. İnsanlar neden yaşar? Her soruya cevap bulmak zorunda mısın? Arama demiyorum ama böyle bir hikayede ona cevap bulabileceğini harbiden düşündün mü?
   Güzel bir toplumsal eleştiri olabilirdi çok daha iyi yazılmış bir hikayeye bağlı olsaydı. Bu kadar karakterin arakplanları yetersiz ve ırkçılığın fazlaca dokundurulduğu manga okumak insanı biraz rahatsız ediyor. Hikayenin okuyucuyu rahatsız edilmesi için yazıldığını düşünsem bunu söylemezdim lakin sanki bu hikayeyi tuvalette düşünmüş gibi. Çok kötü müydü?
   Hayır sanatı iyyidi. Ama o kadar. Hikaye adına hiçbirşey yok.  Kısacası Blue Heaven (**½) tatmin edici olmayan bir hikayaye sahip, zamanınız bolsa okuyun.