Astıktan Sonra (Kadim Kanunlar #2) & Joe Abercrombie

Çeviri: Can Besen

Düşmanlarımızı Mutlaka Affetmeliyiz Ama Onları Astıktan Sonra

Kendi kanını görmemiş veya rakibin ağırlığını üzerinde hissetmemiş biri, savaşa uygun değildir.

Müttefiklerinize güvenemiyorsanız ve lideriniz, arkasında hiç iz bırakmadan ortadan kaybolduysa, düşmanlar ve hainlerle kuşatılmış bir şehri nasıl savunabilirsiniz?
İşte Üstat Glokta’nın uykularını kaçıran sorun bu! Acımasız işkencecimiz, elinde olsa ardına bile bakmadan koşarak kaçacaktı. Tabii değneksiz yürüyebilseydi.

Kuzeyliler, Angland sınırına dayanmıştı ve bu donmuş topraklara ölüm saçıyorlardı. Veliaht Prens Ladisla, Kuzeyliler’i püskürtmeye ve ölümsüz bir zafer kazanmaya kararlıydı. Ancak önünde büyük bir engel vardı. Emrindeki ordu, dünyanın en kötü silahlarına, en kötü eğitimine ve en kötü idaresine sahip askerlerden oluşuyordu.

Mecusların İlki Bayaz ise, geçmişin kalıntıları arasında, tehlikeli bir görev için bir grup cesur macerapereste liderlik ediyordu. Güney’in en nefret edilen kadını, Kuzey’in en korkulan adamı ve İttifak’ın en bencil çocuğu tuhaf ama ölümcül bir anlaşma yapacaktı. Birbirlerinden bu kadar nefret etmeseler, insanlığı Ölüyiyenler’den bile kurtarabilirlerdi.

Eski sırlar açığa çıkacak… Kanlı savaşlar kazanılacak ve kaybedilecek…
Amansız düşmanlar affedilecekti.
…Tabii asıldıktan sonra!

Joe Abercrombie

Joe Abercrombie

Serinin ilk kitabı hakkındaki yorumuma ulaşmak için: Şiddetin Tohumu

İlk kitapta görevleri adına bir araya gelen ve uyumlarına adına siyah-beyaz gibi olan grubun yabanda ve Eski İmparatorluğun topraklarında yaptıkları uzun yolculuğu anlatan serinin ikinci kitabı olan Astıktan Sonra dilimize kazandırıldı ve bende okuma şansına nail oldum.

Kitap boyunca değiş-tokuş bir şekilde devam eden 3 farklı ana konu vardı. Bunlar, Binbaşı West ve onun Kuzey’in Kral’ına karşı verilen savaştaki İsimli Adamlar’la ile birlikte oynadığı rol, Üstat Glokta’nın ve onun umutsuz bir savaşta yapacakları, hainleri ortaya çıkarması ve dünyanın değiştiğini tecrübe etmesi, Güney’e karşı olan savaşta üstün bir konuma geçmek için asla sahip olunmaması gereken bir silahı arayan Bayaz ve çetesiydi.

İlk önce, Binbaşı West ve Kuzey’in İsimli Adamları’nın hikayesinden bahsedersem; serinin ilk kitabında akılda kalıcı olduklarını düşünmediğim iki karakter olan Köpekadam ve Collum West’in bu kitaptaki değişimleri ile karakterlerinin daha derin tahlili sayesinde bu ikisinin olay örgüsünün bulunduğu kısımları zevk alarak okudum. West; soğuk, açlık ve kibirli insanların kafa ütülemesi bir adamı sınıra itmesinin güzel bir örneğiydi. Köpekadam; uzun zaman boyunca güçlü liderlerin yanında durmanın karakterinizi şekillendirmesi adına önemli bir etmen olduğunun bir örneğiydi.

Glokta, her iki kitapta da favori karakterimdi. Tüm seri boyunca da bunun değişeceğini sanmıyorum. Diğer kitabın bıraktığı yerden, hainleri bulup İttifak adına cezalandırmak, zaten kaybedilmiş bir kenti biraz daha elde tutarak daha fazla adamın ölmesine neden olmak amacı ile işe yaramaz bir şehre gönderilmişti. Glokta, hikayenin başlangıcının çok öncesinde kaybettiği görkemi, şanı, kadınları hatırlamasını ve işkencenin insana neler yapabileceğini göstermesi adına temsili bir karakter olmasının yanı sıra ara sıra da olsa “iyi insanların” yapacağı davranışlar göstererek beni şaşırtmadı desem yalan olur. Hele kafasının içinden geçen italik karakterlerde yazılmış satırlar tam bir şaheserlerdi.

Öykünün bir diğer yönlendiği kısım ise Bayaz ve onun çetesinin “Tohum” adı verilmiş bir silah, nesne vs. isimleri verilmiş bir şeyi arayışlarını uğruna çıktıkları yolculuktu. Bölümler daha çok Logen Dokuzparmak’ın ağzından anlatılsalar da diğer karakterlerde bayağı yer bulmuşlardı. Serinini şekillendiği evreni, güç dengelerini, tarihini öğrenmek adına paha biçilmez kısımlara sahip olsa da hikayeleri anlatan genellikle Bayaz olunca o adama güvenmemek konusunda tecrübelere sahip okuyucular olduğumuzdan pekte seçici davranamadım. Hikayenin bu örgüsü sonlandığında Abercrombie bir lanet okuyup, kitabı o kısımda kapatıp bir süre dokunmadım. Neredeyse 1000 sayfadan fazla kurulan bir örgünün böyle dağılması ucuzca bir hamle gibi geldi.

Abercrombie’nin hataları yok desem yalan olur. Erkek karakterleri harika bir şekilde biçimlendirmiş ve onlara oluşturduğu arkaplan neredeyse kusursuz denilebilecek düzeydeydi. Fakat aynı şeyi kadın karakterler için söyleyemeyeceğim. Kadın karakterler bu serinin iki kitabında da karikatürize edilmekten öteye gidememişler. Şahsen serinin en büyük eksiğinin “güçlü” bir kadın karakter eksiği olduğunu düşünüyorum.

Astıktan Sonra, serinin ikinci kitabı olarak hikayeyi birincinin kaldığı yerden devam ettiriyor. 1. ve 3. kitap arası bir köprü, geçiş görevi gördüğünü de göz önüne alırsam yeterli ve keyifli bir okuma sundu. Eğer Kadim Kanunlar serisine ilk kitabı olan Şiddetin Tohumu’nu okumuş ve sevdiyseniz hiç vakit kaybetmeden devam etmenizi tavsiye ederim. Şayet ilk kitabı okumadıysanız, çok şey kaybediyorsunuz.

Not: Çevirmen değişmesine rağmen büyük bir fark hissetmiyorsunuz. İlk kitabı okumamın üzerinden biraz geçmiş olması da bir etken olabilir. Kapak seçimi seriye hiç yakışmıyor. İlk kitabın kapağı bile bundan çok daha iyiydi. Bu canlı renkler yerine donuk, mat, grimsi renklerle bezeli bir kapak çok daha iyi olurdu.

We-should-forgive-our-enemies-but-not-before-they-are-hanged-Heinrich-Heine-quote

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s